PDC Mektupları #2
Mektup serisinin ilkini okumadıysanız buyrun.
PDC’nin ikinci ve son günü, ilk güne göre nispeten daha sakindi. Yalnız bazı oturumların salon seçimleri çok kötü olduğundan, dışarıda kalabilmeyi başardığım oldu. Örneğin Exception Management ile ilgili teknik bir oturumu kapıdan bile izleyemediğim için üzüldüm. Oturum salonunda ekran yoktu gördüğüm kadarıyla. Konuşmacı tahtayı kullanıyordu.
İkinci günün girizgahını iki Microsoft yöneticisi Steven Sinofsky ve Scott Guthrie yaptılar. Steven’in tek tek Windows yüklü dizüstülerin üzerinden geçmesi ve en son Acer’in bir modelinde durması, durdukça durması ve en sonunda da hepinize bir tane hediye demesi tüm PDC katılımcıları için sürpriz oldu. Ben şahsen, Acer’e varana kadar masanın diğer ucundaki Vaio X’te durmasını tercih ederim.
Ve Scott Bey, kırmızı tişörtünü giyerek Silverlight 4′ü hem ilân etti ve hem anlattı. Gördüğüm kadarıyla geliştiriciler için yeni bir kafa karışıklığı oluşturuluyor. Silverlight, yetenekli internet uygulaması yazma platformu yolunda ilerliyor. Çünkü üzerine istemci makinenin kaynaklarını kullanacak fasülyeler ekleniyor. Halbuki buna benzer şekilde WPF ile de istemci taraflı uygulamalar yazılıp ClickOnce ile internet üzerinden dağıtılabiliyor. Platform açısından Silverlight her yerde çalışıyor ve daha ufak bir motora ihtiyaç duyuyor diyebiliriz. Velhâsıl tüm bunların yanında bir de saf yetenekli MVC ürününün ilerlemesi geliştiricileri arayüz kaosuna doğru sürüklüyor. Bu kaosun farkında olan C1 adlı bileşen firması da hemen mesajı vermiş ve bir kere yazın hem Silverlight hem WPF olsun diyerek soyutlama satmaya başlamış. Aynı gün akşamlarda bizim duymadığımız ve duysak da ilgi de duymayacağımız bir “Underground PDC” etkinliği tertip edilmiş. Scott Bey, yine aynı tişörtle Silverlight anlatmış.
Silverlight 4 ile bu platformun iş uygulamaları için elverişli hâle getirildiği mesajı verilmiş oldu fakat bizce hâlâ Silverlight multimedya dünyasının bir neferi. İşe girişebilmek için birkaç fırın ekmek yemesi gerekiyor.
Nicholas Allen ki konuşmasını merakla beklediğim WCF adamıydı. Fekat yuvarlaya yuvarlaya konuştuğunu ve Hintli arkadaşlar gibi bir gram güler yüzü esirgediğini gördükten sonra RSS aboneliğini kaldırsam mı diye düşündürtmeye başladı. Genelde teknik birikimi fışkırtmanın yanında salonu motive ederek bir şeyler anlatan konuşmacılar büyük teveccüh gördüler.
Şovu kuvvetli adamlardan Scott Hanselman, gayet esprili dille MVC 2′nin yeniliklerine girdi. Bir takım fonksiyonlara kısa yollar (syntatic sugar’lar) yazmışlar.
Son oturumda Team Foundation Server’i tercih ettim. Build otomasyonundan sürekli entegrasyona, check-in kısıtlamalarına vs. kadar bir dizi faydalı yeniliğin pratiğini izlemiş olduk. Sunumcu arkadaşın kah yerde, kah havada kahkahalı ve bağırmalı anlatışı, kapanış için oldukça eğlenceliydi.
Bir söz de PDC’nin olağanüstü sitesi için. Çünkü üçüncü gün, çalışmamayı başardı. Üstelik hata sayfası “default error page” olarak kalmıştı. Oturum takvimine girdiğimizde hep ilk günü göstermesi, bizim bilmediğimiz espriler içeriyordu belki. Kimse çaktırmadı ama bu PDC sitesi MVC ile hazırlanmış bir demoydu aslında. Kahve servisinden sorumlu idari işler ekibinin web ekibinden daha duyarlı çalıştığı herkesçe takdir edildi.
En sonunda büyük bir meydanda “Uzmanına Sorun” başladı. Masalara dağılmış ürün geliştirme ekiplerinin yanına giderek soru-cevap yapabildiniz. Biz Sharepoint ve Office Communicator ekibine yapıştık.
PDC 09, Los Angeles’te sona erdi. Önümüzdeki yıla bıraktığı kelimeler ise: AppFabric, Azure, Silverlight 4, MVC 2, DLR ve Acer. Başarılı ve yararlı organizasyon için tebrikler Microsoft.

Merhaba,
Güncel bilgileri böyle güzel ve anlaşılır bir dille bizlere sunduğunuz için çok teşekkürler. Ben emekleyen bir .net sevdalısıyım. Makalelerinizi çok beğendiğimi söylemek istedim.
Rahatlıkla söyleyebilirim ki makalelerinizi okurken sesli bir şekilde kahkaha attığım yerler oluyor. Esprili anlatımınızı bozmadan durmak yok yola devam.
Burç AKBAŞ